20110106

Çok acıtıyor.

Attığınız adımı yanınızdakiyle bir atarken eğlenebilirdiniz. Birlikte eğlenceli fotoğraflar çekip albüm yapabilirdiniz. Aynı renk kıyafetler giyip konserlerde coşabilirdiniz. Haykırarak boynuna atılabilirdiniz. Renkli kokulu kağıtlara süslü cümleler kondurup dosyalayabilirdiniz.

Mutlu olduğunuzu söylediğiniz günlerin akşamlarında mutsuz olabilirdiniz. Yatağa doğru yürürken düşüncelere dalabilirdiniz. Çeşitli renklerde düşler kurabilirdiniz. Birkaç çiçek kokusuyla kendinizden geçebilirdiniz. Parmağınızdaki halkaya bakıp güven duyabilirdiniz.

Güzel bir rüyanın etkisiyle uyanıp güzel bir gün geçirebilirdiniz... Birkaç akşam sonra bir yakınınızı yitirmiş gibi ağlayabilirdiniz... Birkaç akşam daha sonra, bir yakınınızı gerçekten kaybedebilirdiniz... Birkaç akşam daha sonra, arayacak hiçbir yakınınız kalmayabilirdi.

Sokağın kalabalığına, insan selinin akışına teslim ederek bedeninizi, ruhunuzu emanet edebilirdiniz yalnızlığa. Odanızın tozlu kokusunda anılar toplayabilir, kuru çiçeklerinizi kuru kitaplarınızın kuru sayfalarına tıkabilirdiniz.

Biriktirilmiş sayfalarınızı raflara koyup, her şey yolundaymış gibi yapabilirdiniz. Nasılsın diye soran olunca, iyiyim diyebilirdiniz. Gerçekten eğlenerek kahkaha atabilirdiniz. Aklınızı çelmelerine müsaade edebilirdiniz. Tam geri döner gibi yaptığınızda koşarak kaçabilirdiniz. Arkasından dalga geçer, çeneniz ağrıyana kadar gülebilirdiniz.

Kafanızda sizinle oynanmış, duygularınızla oynanmış, varlığınızla oynanmış, kişiliğinizle oynanmış fikrine yer vermeyebilirdiniz. Duygularınızın oynanmışlığına ek olarak incinmişliğiyle boğuşmak zorunda kalmayabilirdiniz. Bir şeylerin nasıl bu kadar geç fark edildiğine inanamayacak kadar şaşırmayabilirdiniz. Israrla arkasına dikildiğiniz duygularınızın aslında ne kadar önemsiz olduğuna inanmayabilirdiniz. Acıyla, sevilebilecek, güvenilebilecek insanların olmadığını düşünmeyebilirdiniz. Saçlarınızı yaptırıp tırnaklarınızı boyar ve kendinizi çirkin hissetmeyebilirdiniz. Sıradanlığınızla karşılaştığınız zaman bu kadar hüzünlenmeyebilirdiniz. Yazdığınız cümleleri gizlemeyebilirdiniz.

Ucuz dünyaları olan basit insanların beyinsiz eleştirilerine, anlamsız yargılamalarına, kıymetsiz bakışlarına önem vermeyebilirdiniz.

Yalnızlığınızı kendinizle paylaşmak için daha da büyüttüğünüz bir koca yıl boyunca, kendinizle ve duygularınızla ne kadar çok oynandığını aslında hiç fark etmeyebilirdiniz.

Ve belki bu evcilik oyununu sürdürür ve sonunda kendinizi herkesten daha az sevdiğiniz bir eviniz olabilirdi.

Sokakta yürürken, otobüste üşürken, yaşadığınız sokaklara yabancı gibi bakarak, hüzünlü şarkıların gözünüzü doldurduğu anlarda, bu kadar ölesiniz tutmazdı, aslında çoktan karar verdiğiniz bir yöntemi uygulayarak.

Ölesiniz tutmazdı. Çoktan ölmeyi seçseydiniz. Zaten ölmüşlüğünüzü görmeseydiniz. Ölesiniz tutmazdı.

Hiç yorum yok:

İzleyiciler