20111225

Kendi kendime acıma seanslarım bitene kadar bu dünyanın gelmişini geçmişini sikeyim.
Boş boş konuşma. İçinde acıyacak bir taraf var. Orayı söküp atmak için kendini öldürmek zorundasın. İçinde acıyan bir taraf var. Otur ve çek acını. Ağlayacaksın. Birileri sana, ağlama, diyecek. Oturduğun koltuğa veda etmek bile zorken, nasıl ağlamayayım, diyeceksin: Bak, donuyorsun ordan kalksan.. Kedi gibi ısıttın oturduğun koltuğu, nasıl bırakacaksın şimdi söylenmeden, öflemeden? Ben, kendi kendime ısıttım kalbimi. Kimse yardım etmedi. Açıktan bir ilişki yaşadım gibi, açığa alındım sonra. Ne var ne yoksa etrafımda tutup fırlatasım var. Yatağıma gömülüp hıçkırmak dışında bir şey istemiyorum. Ama, o, nasılsa öleceğiz Elif, sonra çok acırsın bu ağlama anlarına der. Ama ben, ağlıyorum gene. Boş boş konuşma. Boş boş konuşma Can.

20111224

vedalar.

Zaman zaman kabullenmemiz gereken gerçekler peşimize düşer, görmeyiz çoğunu. Belki görmezden geliriz bilmiyorum. Ama bir hocam söylemişti, her şey var ve her şey ortada.. Önemli olan onu anlamak, görmek.. İstersen mezar kaz ört üstünü sıkıntının, ama o orada, tüm gerçekliğiyle durur toprak altında.

Bazen çok da garip kişiler fark ettirir görmemeye gayret ettiklerini insana. Anlamsız bir şekilde kişi kendi kendine anlayamıyor, o kadar zavallı ki toplumsal yönünü kurutamıyor bir türlü.

Yeni bir şey değildi, ben kendi kendimi güçlü göstermeye ve zavallı yönlerimi çekirdek kadroma yansıtmak dışında içime atarak beslemeye çok adamıştım kendimi. Yeni bir şey değil evet, yaklaşık bir yıldır ben güçlülük konusunda takıntılıyım. Ama bu, belli konularda hassas olduğum gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Ben sevgiye değer veriyorum. Paylaşmayı seviyorum. Sevgilimi seviyor-dum.

Son zamanlarda karşılıklı uzaklaştık birbirimizden. Ben, onun hareketlerine yoruyorum bu durumu, o benim mutsuzluğuma. Hassas bir noktadan vurdu beni. Bir insana "seni artık istemiyorum ; çünkü sen mutlu değilsin. Ben mutsuz insan tutmuyorum hayatımda zaten." derseniz, bu insanın mutsuz olmamak adına da deliler gibi çabaladığını biliyorsanız, bel altı vurmadır o.

Hele ki hayatta kendisini en çok acıtmış ve kendisini en çok adamış olduğu eski ilişkisinin de bitme sebebi sözde mutsuzluk halleriniz ise.

Hassasiyetlerine saygı duyulabilir bence insanın. O kadar zor değildir insanların birbirlerini anlamaya çalışması.

Bugün ziyadesiyle önemli iki insan hayatımdan uzaklaşmak kararı aldı. Ben, gene kendime çevirdiğim oklarıma sarılıp uzun uzun ayin yaptım.

Sonra aslında göremediğim gerçeklerden söz etti birkaç kişi. Çok zor oldu anlamam. Ama aslında, bildiğim şeyleri anlatıyorlardı.

Bugün, bir başka arkadaşımın arkadaşı trafik kazasında öldü.

İyi geceler.

20111216

herkes sürekli Gogol Bordello dinlesin, herkes rengarenk giyinsin, herkes sokakta insanca gerizekalı gibi davransın, sırıta sırıta yürüsün, herkes dans etsin.

20111215

Siktir.

Hayli uzun bir süre kendi kendimi gayet inandırıcı bir yalanla kandırdım. Hayli uzun bir süre ben bağlanmayacağım, ben güçlüyüm, ben değer vermiyorum, ben sağlamım, ben şikayet etmem, ben mutsuz değilim, hayat süper diye eğlendim bol bol.

Yanıldım.

Kişi neyse odur. Kişi er geç arızalarını yeniden gösterir. Kişi er geç ağlayıp sızlayıp zayıf yönlerini yansıtır. Kişi er geç yapmayacağım diye kendi kendini zorladığı her şeyi üst üste sıklıkla yapar. Kişi er geç aptal gibi kalakalır, hayatında ikinci defa telefonda terk edilmişliğiyle.

Siktir.

20111211

Şimdi ben susuyorum ve hayallerimi yazmak için elime kağıdımı kalemimi alıyorum. Uzun yıllar sonra içinde ikinci ve üçüncü tekillerin ve bir sürü çoğulun da bulunacağı düşler kuracağım için heyecanlanıyorum.. Dinlediğim şarkı: Rafet El Roman- Macera Dolu Amerika!!
Binlercesini sevdiğim karşı cinsim, çoğunlukla iyi ki varsın, bazen ta amına koyiim demek geliyor içimden sonra diyorum hay allah seni kahretsin, koyamıyorum da.

20111201

adına da derler seks

Son yedi..

Yaşadıklarımdan öğrendiklerimin haricinde henüz öğrenmeyi bırak algılamayı dahi başaramadığım şeyler var. Bunların başında her şeyin benim istediğim gibi olmayacağı ve insanların benimkilerden çok farklı fikir ve dünya görüşlerinin olabilmesi durumu.

Bana çok ürkütücü yahut çok kırıcı gelebilen bir cümlenin aslında çok içten ve dostane söylenebileceği ihtimali aklıma hiç gelmiyor. Bu konuda yakın çevre ve en yakın çevrenin çok büyük katkısı var bana. İnkar edemem.

Ama bunların dışında, bir aidiyet yanılsamasına tüm benliğimle ihanet etmişliğimi seviyorum kendimde şu an. Aidiyet diye bir şeyin var olduğuna ve daha da ilginci benim de bu düşünceye hizmet eder bir tarafımın olduğunu nasıl ve hangi aptallıkla düşünmüş olabilirim aklım almıyor. Kim neye ait?

İki kez gittim doktora son zamanlarda, ikisine de doğum kontrol hapı kullandığımı söylediğimde aldığım cevabın "evli misin?" olması ve yakın akrabalarımın bile "kadın erkeğin sonu, erkek kadının ilki olmak ister bla bla" şeklinde facebook paylaşımlarında bulunmaları midemi bulandırıyor. hallelujah!! Hepimiz birbirimizin beynini sikebiliriz ama hiçbir kadın ve hiçbir erkek birbiriyle seks yapamaz, zira parmakta yüzük yoksa ben sık sık kendimi başkalarını düşleyerek tatmin ederim ve yaşar giderim; sonra sapıtır, sırf legal birliktelik için nikahı basar ve yıllar yıllar sonra "ilk erkeği" olduğum o kadını hiç de öyle ilk erkeği olmadığım bir kadını daha fazla takdir etmek suretiyle tüm kalbimle aldatırım.

Hala ne sevgisi, ne sevdası, ne aşkı?

Dünyamızın da doğamızın da merkezinde bedenimiz ve binlerce beden var. 18. yüzyıldan beri de istenmeyen çocuk tehlikesi tamamıyla ortadan kaldırılmış halde.

Hala ne duruyorsunuz :)

İzleyiciler